Puroların tarihçesi, yüzyıllar öncesine dayanan bir hikâyeyi barındırıyor. Kristof Kolomb'un 1492'de Yeni Dünya'yı keşfettiği zaman, Karayipler'deki yerel halkın tütünü yapraklara sararak tükettiğini gözlemlemesi, puro tarihinin önemli bir başlangıcı olarak kabul edilir. Zamanla, tütün Avrupa'ya getirildi ve bu özel tüketim şekli özellikle aristokrasi ve üst sınıfta popüler oldu.
Purolar sadece bir tütün ürünü değil, aynı zamanda bir zanaatkârlık ve kültürel bir mirası temsil eder. Geleneksel puro yapımı, tütün yapraklarının dikkatlice seçilmesi ve el işçiliğiyle sarılması ile gerçekleşir. Yaprakların kurutulmasından fermantasyon sürecine kadar her adım, en yüksek kaliteyi sağlamak için titizlikle yapılır. Bu detaylara gösterilen özen ve süreçteki beceri, puro üretimini başlı başına bir sanat formu haline getirir. Bugün, purolar dünyanın dört bir yanında zarafet ve prestijin bir simgesi olarak kabul ediliyor.
Puroların kültürel önemi üretiminin ötesine geçiyor. 18. yüzyıl Avrupa salonlarından modern puro salonlarına kadar, purolar insanları sohbetler ve kutlamalar için bir araya getirmiştir. Winston Churchill'den Mark Twain'e kadar birçok önemli tarihî figürle özdeşleşmiş olan purolar, tarih içindeki yerlerini daha da sağlamlaştırmıştır.